Tohumdan Çınara Kadın Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği’nde Psikolog Nazlıcan TORĞUT
KADINA YÖNELİK ŞİDDET
Kadının yaşam hakkının, güvenliğini, onurunun, özgürlüğünün (düşünsel, ekonomik, cinsel vb.) bütünsel bütünlük hakkının sırf kadın olması nedeniyle her türlü ihtilalidir. Kadına yönelik şiddet ve özellikle kadına yönelik aile içi şiddet, hukuk sistemleri tarafından çoğunlukla göz ardı edilen bir insan hakkı ihlalidir. Kadına yönelik şiddetin amacı, kadının davranışlarının korkuya dayalı olarak kontrol edilmeye çalışılmasıdır. Günümüzde karşılaştığımız şiddette kadın ile erkek arasında bir güç dengesizliği söz konusudur. Kadının aile ortamındaki eşitsizliğe dayanan konumu ve ev içinde emeğinin değersizliği, ataerkil toplum yapısı içinde belirlenen güç ve iktidar ilişkileri çerçevesinde kendinden güçlü konumda olan eşinin veya partnerinin onun üzerindeki gücünün bir göstergesi olarak sergilediği, şiddete maruz kalmasına yol açtığı görülmektedir. Kadına yönelik şiddette, birçok kadının fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddete maruz kaldığı görülmektedir. Bizim ülkemizde ne yazık ki kadına yönelik şiddet erkek egemen bir toplumun yapısal temelli olmasıdır. Kadınların eğitimi daha az desteklenmekte, ücretli iş gücüne ve karar mekanizmalarına katılımı konusunda bir çok eşitsizliğe maruz kalmaktadır ve ekonomik, toplumsal kaynaklara ulaşmaları daha aza indirgenmektedir. Kadınları şiddete karşı savunmasız hale getiren toplumsal koşullar, kadını güçsüz erkeği ise güçlü ve iktidar sahibi olarak konumlandırır.
KADINA YÖNELLİK KARAKTEROLOJİK ŞİDDET NASIL ÖNLENEBİLİR
Karakterolojik şiddet nedir ? Kadına yönelik karakterojik şiddet kadını kontrol etme amaçlıdır. Tehlike ve korku baskındır. Şiddet uygulayan kişi ve kişiler sorumluluk almaz, pişmanlık çok düşük düzeydedir. Fail ve mağdur nettir ve hep aynıdır. Duygusal istismar eşlik eder. Şiddet kroniktir. Ortada çözülebilir bir problem yoktur. Kadına yönelik karakterolojik şiddet nasıl önlenebilir? Kadının uğradığı karakterolojik şiddeti uygulayan kişinin bir hastalıkla bağdaştırılmaması gerektiği uygulayan kişinin bir seçiminin olduğunu farkına vardırılmalıdır. Toplumsal ve kültürel olarak geçmişten bugüne kadar gelen benimsediğimiz hayatımızın içinde normalleştirdiğimiz şiddet türlerinin farklına vardırılmalı ve kadınlar bilinçlendirilmelidir. Şiddet döngüsünün içinde her kalan kadın psikolojik destek verilmelidir. Kadının şiddetten korumak için koruyucu ve önleyici tedbirler bulunmaktadır. Lakin koruyucu ve önleyici tedbirler yeterli değildir. Hukuksal anlamda kadına uygulanan şiddet karşısında yasaların yaptırım gücünün daha ağır hale getirilmesi gerekmektedir .Kadının hakları daha çok gözetilmeli ve kadın haklarına esnek pay bırakılmaması gerekmektedir. Bir çok kadın ekonomik şiddete maruz kalmaktadır ve ekonomik olarak desteklenmemektedir. Kadının ekonomik gücü desteklenmeli ve istihdamına pay bırakılması gerekmektedir. Kadınlar toplumun içinde yerinin değişmesi, ekonomik desteklerin sağlanması , istihdam alanlarının genişletilmesi ve kadına psikolojik desteğin sağlanması kadının içinde kaldığı şiddet döngüsünü kırmasına neden olacaktır.
Kadının şiddette uğramadığı , yerinin ve değerinin bilindiği daha güzel yarınların olması dileğiyle. NAZLICAN TORĞUT